top of page
Kitaplara Uzanan Kız

BLOG

Küçük Kalpler, Büyük Bağlar

  • Yazarın fotoğrafı: Funda Mücaviroğlu
    Funda Mücaviroğlu
  • 2 gün önce
  • 2 dakikada okunur

’Küçük Kalpler, Büyük Bağlar’’ Okul Öncesi Dönemde Arkadaşlık İlişkilerinin Önemi

Bir çocuğun hayatındaki ilk arkadaşlıklar, aslında onun dünyayı anlamaya başladığı en değerli pencerelerden biridir. Okul öncesi dönem dediğimiz o sihirli yıllar, sadece oyun oynamaktan ibaret değildir; aynı zamanda paylaşmayı, anlaşmayı, beklemeyi, üzülmeyi ve yeniden denemeyi öğrenmenin de ilk adımlarıdır. Çünkü çocuklar için arkadaşlık, bir “ilişki”den çok daha fazlasıdır. Arkadaşlık, onların küçük kalplerinde büyüyen kocaman bir deneyim alanıdır.


İlk Sosyal Deneyimler “Ben”den “Biz”e Yolculuk

Okul öncesi dönemde çocuklar genellikle “ben merkezli” bir bakış açısına sahiptir. Oyuncak benimdir, sıra benimdir, oyun benim istediğim gibi olmalıdır. İşte tam da bu noktada arkadaşlık ilişkileri devreye girer. Bir arkadaşla oynarken çocuk şunu fark etmeye başlar.

“Benim isteklerim kadar onun istekleri de var.” Bu farkındalık, empati gelişiminin ilk tohumudur. Bir oyuncağı paylaşırken, sırayı beklerken ya da bir anlaşmazlık yaşarken çocuk aslında hayat boyu kullanacağı sosyal becerilerin temelini atar.


Çatışmalar da değerlidir.

Çocuklar arasında yaşanan küçük tartışmalar, çoğu zaman yetişkinleri endişelendirir. Oysa bu çatışmalar, gelişimin en doğal ve en gerekli parçalarından biridir. Bir oyuncağı paylaşamamak, oyunda anlaşamamak ya da “benimle oynamadı” diye üzülmek…

Bunların her biri çocuk için bir öğrenme fırsatıdır. Önemli olan çatışmanın hiç yaşanmaması değil, çocuğun bu süreci nasıl deneyimlediğidir.

Bir çocuk:

  • Duygusunu ifade edebiliyorsa

  • Karşısındakini dinlemeyi öğreniyorsa

  • Çözüm yolları deneyebiliyorsa

İşte o zaman gerçek bir sosyal gelişimden söz edebiliriz.


Arkadaşlık, duygusal gelişimin aynasıdır.

Okul öncesi dönemde kurulan arkadaşlıklar, çocukların duygularını tanımasına ve düzenlemesine yardımcı olur. Bir arkadaşının onu oyuna çağırmasıyla hissettiği mutluluk, oyundan dışlandığında yaşadığı üzüntü, barıştıklarında hissettikleri rahatlama ve tüm bu duygular, çocuğun iç dünyasını zenginleştirir. Çocuk şunu öğrenir; “Duygularım var ve bu duygular değişebilir.”

Bu farkındalık, ilerleyen yaşlarda sağlıklı ilişkiler kurabilmenin en güçlü temelidir.


Yetişkinlere düşen rol; rehber olmak, yönetmek değil

Çocuklar, arkadaş seçerken aslında kendilerini keşfederler. Bu seçim, onların sosyal ve duygusal gelişiminin doğal bir parçasıdır. Anne babaların görevi çocuklarının yaptığı seçimleri anlamaya ve rehberlik etmeye çalışmaktır. Bir çocuğun seçtiği arkadaşı beğenmek zorunda olmayabiliriz, ancak o seçimi saygıyla kabul etmek, çocuğun kendine güvenini ve karar verme becerisini güçlendirir. Unutmayalım, çocuklar doğruyu da yanlışı da deneyimleyerek öğrenir. Ebeveynler olarak en sık yaptığımız şey, çocukların ilişkilerine müdahale etmek olur. Oysaki bazen geri çekilmek, en büyük destektir.

Her tartışmada hakem olmak yerine;

  • “Sence ne yapabiliriz?” diye sormak

  • “Arkadaşın ne hissetmiş olabilir?” diye düşündürmek

  • Küçük çözümler üretmelerine alan açmak

Çocuğun kendi sosyal becerilerini geliştirmesine fırsat verir. Unutmayalım, biz onların yerine ilişki kuramayız ama nasıl kuracaklarını öğrenmeleri için yanlarında olabiliriz. Arkadaşlık, bir çocuğun kalbine yazılan ilk hikayedir.

Okul öncesi dönemde kurulan arkadaşlıklar, bazen kısa sürer, bazen unutulur ama bıraktığı izler çok derindir. Çünkü bir çocuk ilk kez bir arkadaşına “benimle oynar mısın?” dediğinde, aslında hayata da bir adım atar.

Ve o adımda öğrendiği en önemli şey şudur; “Hayat, birlikte daha güzel.”


Sevgiyle kalın,

Funda MÜCAVİROĞLU

Çocuk Gelişimi

 
 
Tuzla'nın İlk Özel Kreş ve Anaokulu Merkür
bottom of page