Kardeş Kıskançlığı ve Kardeş Olmayı Öğrenmek
- Funda Mücaviroğlu

- 1 Şub
- 2 dakikada okunur
kul öncesi döneminde kardeş kıskançlığıyla karşılaşmak neredeyse kaçınılmazdır. Çünkü okul öncesindeki çocuklar için sevgi, ilgi ve ait olma duygusu çok merkezîdir. Anne-babanın sevgisini paylaşmak zorunda kalmak, onların dünyasında zaman zaman bir belirsizlik yaratabilir.
Ama güzel olan şu ki: Bu duygu doğru şekilde ele alındığında, kardeşlik çok güçlü bir bağa dönüşebilir. Çocuklara ilk olarak şunu hatırlatmak gerekir: Kıskançlık, utanılacak ya da bastırılması gereken bir duygu değildir. Bu, “Ben de önemliyim” deme hâlidir. Yetişkin olarak bizim rolümüz, bu duyguyu yok saymak değil, anlamlandırmaktır.
Ben çocuklarımla konuşurken sık sık şuna benzer bir açıklama yapardım:
“İkinizin de birbirinizi kıskanmasına gerek yok. Çünkü siz aynı kişi değilsiniz. Özellikleriniz farklı, ilgi alanlarınız farklı.Zaten ikiniz aynı olsaydınız, ben kesinlikle size aynı ismi koyardım.
Ama bakın, sen Fulya’sın ve sen Müge’sin. İsimleriniz farklıysa, karakterleriniz, zevkleriniz ve istekleriniz de farklı.” Bu tür somut örnekler, okul öncesi çocuklar için çok etkilidir. Çünkü çocuklar soyut kavramları değil, gördüklerini ve duyduklarını daha kolay içselleştirir.
Devamında ise kardeşlik kavramını şöyle çerçevelemek çok faydalı olur: “Siz kardeşsiniz. Bu demek oluyor ki, birlikte olduğunuzda daha güçlüsünüz. Birlikte hareket ettiğinizde, tek başınıza olduğunuzdan daha cesur ve daha mutlu olabilirsiniz.” Bu noktada kıskançlığı rekabete çevirmek yerine, paylaşıma ve öğrenmeye dönüştürmek önemlidir. Örneğin: “Sen sevdiğin konulardan biraz kardeşine söz et, o da sana sevdiği konulardan anlatsın. Böylece birbirinizden bir şeyler öğrenirsiniz. İlgi alanlarınız farklı olabilir ama bu sizi ayırmaz, aksine zenginleştirir.”
Bu yaklaşım çocuğa şunu öğretir: “Ben başkayım ve bu değerli. Kardeşim de başka ve o da değerli.”
Kardeşler arasında yaşanan küçük çatışmalar, aslında hayatın provası gibidir. Paylaşmayı, beklemeyi, anlaşmayı ve bazen de geri adım atmayı çocuklar en çok kardeş ilişkilerinde deneyimler. Burada önemli olan, ebeveynin sürekli hakem olması değil; duygulara tercüman olan bir rehber olmasıdır.
Unutmayalım, hedef kardeşlerin hiç tartışmaması değildir. Hedef, tartıştıklarında yeniden bağ kurabilmeyi öğrenmeleridir. Sevgi bölünmez, çoğalır. Kardeşlik de doğru tutumlarla, çocukların hayat boyu taşıyacağı en güçlü bağlardan biri hâline gelir. Çocuklarınızı;Karşılaştırmayın. Her çocuğu kendi özellikleriyle görün.
Duyguları kabul edin. “Kıskanman normal” demek, rahatlatır.
Bire bir zaman ayırın. Kısa ama özel anlar çok değerlidir.
Etiketlemeyin. “Sen ablasın ya da abisin , idare et” demek yük bindirir.
Hakem değil, rehber olun. Çözümü çocuklarınız bulsun onlara alan yaratın.
Farklılıkları vurgulayın. Her çocuğun ayrı güçlü yönleri olduğunu hatırlatın.
Birlik duygusunu besleyin. “Beraberken daha güçlüsünüz” mesajını sıkça verin.
Kardeşlik; aynı olmak değil, farklılıklarla yan yana durabilmeyi öğrenmek ve “birlikte daha güçlüyüz” diyebilmektir. Paylaşmayı değil, sevgiyi çoğaltmayı öğrenmektir.
Sevgiyle kalın,
Funda MÜCAVİROĞLU
Çocuk Gelişimi




