2 Yaşındaki Çocuk Büyümüş Değildir… 24–36 Ay Çocukları İçin Doğru Okul Nasıl Olmalıdır?

Bu yazıyı yazmaya aslında son günlerde kayıt görüşmelerimiz sırasında velilerden duyduğum bazı cümleler üzerine karar verdim. “Çocuğumu bir okula verdim, başladıktan sonra inanılmaz hırçınlaştı.” “Henüz kendini tam anlatamadığı için okulda ne yaşadığını anlayamadık.” “Öğretmeniyle ilgili sıkıntılar yaşadık ama çocuğum konuşamadığı için ne olduğunu öğrenemedim.” “Grubundaki daha büyük çocuklarla sorun yaşadı, çocuğuma vuruldu.” “Okula başladıktan sonra davranışları tamamen değişti.”
Bunları bir iki veliden değil, farklı ailelerden duymaya başlayınca 24–36 aylık çocukların okul hayatıyla ilgili yeniden konuşmamız gerektiğini düşündüm. Çünkü son dönemde iki yaş grubunun anaokullarına kabul edilmesiyle birlikte önemli bir yanılgıyla karşı karşıyayız. İki yaşındaki bir çocuğu, üç yaşındaki çocuğun biraz küçüğü olarak görüyoruz. Oysa değildir. İki yaşındaki bir çocuk hâlâ bez kullanıyor olabilir. Henüz konuşamıyor veya kendisini birkaç kelimeyle ifade ediyor olabilir. Annesinden ilk kez ayrılıyor olabilir. Öğle uykusuna ihtiyaç duyabilir. Yemeğini tek başına yiyemeyebilir. Tuvalet ihtiyacını fark edemeyebilir. Bir arkadaşının elinden oyuncağını neden aldığını bile anlayamayabilir. En önemlisi de okulda yaşadığı bir olayı akşam eve geldiğinde size anlatamayabilir. Bu nedenle 24–36 ay, başlı başına özel bir gelişim dönemidir.
İki yaş çocuğunun önceliği “Etkinlik” değil, güvendir. 24–36 aylık bir çocuğun anaokuluna başladığında ilk ihtiyacı İngilizce, dans, müzik, jimnastik ya da birbirinden gösterişli etkinlikler değildir. Önce kendisini güvende hissetmesi gerekir. Güvenebileceği bir yetişkinle bağ kurması, anneden ve babadan ayrılmayı yavaş yavaş öğrenmesi, acıktığında yemeğinin verileceğini, uykusu geldiğinde dinlenebileceğini, altı kirlendiğinde temizleneceğini ve ağladığında bir yetişkinin onu anlayacağını bilmesi gerekir. Çünkü bu yaşta bakım ile eğitim birbirinden ayrılamaz. Alt değiştirmek de eğitimin bir parçasıdır. Çocuğun kendi kaşığını kullanmasına yardımcı olmak da… Ellerini yıkamayı öğrenmesi de… Ayakkabısını çıkarmaya çalışması da… Uykuya hazırlanması da… Oyuncağını paylaşamadığında ona rehberlik etmek de…
Bu nedenle 24–36 aylık çocukların bulunduğu bir ortam yalnızca sınıf değildir. Çocuğun gününün büyük bölümünü geçirdiği, bütün temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir yaşam alanıdır.
İki yaş grubunu üç yaşla birleştirmek neden dikkatle ele alınmalıdır?
Benim üzerinde özellikle durmak istediğim konu tam olarak budur. Bir okulun 24–36 aylık çocuk kabul etmesi tek başına problem değildir. Problem, iki yaş çocuğuna özel bir sistem oluşturmadan onu üç yaş ve üzerindeki çocukların düzeninin içine yerleştirmektir. Çünkü 25 aylık bir çocukla 40–42 aylık bir çocuk arasında yalnızca bir yaş varmış gibi görünse de gelişimsel olarak çok büyük farklılıklar olabilir. Biri bez kullanırken diğeri tuvalet ihtiyacını rahatlıkla söyleyebilir. Biri birkaç kelimeyle iletişim kurarken diğeri başından geçen bir olayı anlatabilir. Biri hâlâ öğle uykusuna yoğun biçimde ihtiyaç duyarken diğeri uyumayabilir. Biri anneden ayrıldığında uzun süre yetişkin desteğine ihtiyaç duyarken diğeri sınıfa girip arkadaşlarıyla hemen oyun kurabilir. Biri oyuncak paylaşamadığında vurabilir, ısırabilir veya itebilir; çünkü henüz duygusunu kelimelerle ifade edemiyordur.
İşte bu nedenle iki yaş çocuğunu yalnızca daha büyük çocukların arasına koymak onun gelişimini hızlandırmaz. Tam tersine, hazır olmadığı beklentilerle karşılaşması bazı çocuklarda yoğun ağlamaya, hırçınlığa, öfke davranışlarına, okula gitmek istememeye, uyku ve yemek düzeninde değişikliklere ya da kazanılmış bazı becerilerde gerilemeye eşlik edebilir. Her davranış değişikliğinin nedeni elbette okul değildir. Ancak özellikle kendisini henüz anlatamayan bir çocukta ani ve belirgin davranış değişiklikleri mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir.
Öz bakım becerileri bir yarış değildir. 24–36 aylık çocuklarda en hassas konulardan biri de öz bakım becerileridir. Özellikle tuvalet alışkanlığı… İki yaşındaki bir çocuğun bezli olması son derece olağandır. Çocuk yalnızca takvimde iki yaşını doldurdu diye tuvalet eğitimine hazır hale gelmez. Başka çocuklar tuvalete gidiyor diye o da gitmek zorunda değildir. “Bak arkadaşların yapıyor.” “Sen artık büyüdün.” “Bebek değilsin.” gibi ifadeler çocuğun gelişimini hızlandırmaz. Aksine, tuvalet sürecini bir güç mücadelesine dönüştürebilir. Aynı yaklaşım yemek yeme, giyinme, ayakkabı çıkarma, el yıkama ve uyku için de geçerlidir. Çocuğa fırsat verilir, destek olunur, model olunur; ama çocuk zorlanmaz, utandırılmaz ve kendisinden büyük çocuklarla kıyaslanmaz. Çünkü bağımsızlık baskıyla değil, güvenle gelişir.
İki yaş sınıfı açmak kapıya tabela asmak değildir. Bir anaokulu “Biz artık iki yaş grubu da alıyoruz” dediğinde velinin sorması gereken asıl soru şudur. “Peki bu okul gerçekten iki yaş çocuğuna hazır mı?” Sınıfı hazır mı? Çocuk sayısı bu yaş grubuna uygun mu? Yeterli yetişkin desteği var mı? Uyku ve dinlenme alanı var mı? Alt değiştirme ve tuvalet düzeni nasıl? Tuvalet alışkanlığı olmayan çocuk kabul ediliyor mu? Yemek yemeyen çocuğa nasıl yaklaşılıyor? Ağlayan çocuk nasıl sakinleştiriliyor? Çocuklar üç yaş grubuyla birleştiriliyor mu? 24–36 ay grubunda çalışan öğretmen ve bakım personeli bu yaşın gelişim özelliklerini gerçekten biliyor mu? Personelden günlük programa, sınıf düzeninden uykuya, beslenmeden tuvalete, güvenlikten oyun materyallerine kadar bütün sistemin 24–36 aylık çocuğa göre düzenlenmesi gerekir.
Bir de çok önemli bir konu var ki çocuğunuz size anlatamayabilir… Bence iki yaş grubunda ailelerin üzerinde en fazla düşünmesi gereken konulardan biri budur. Dört-beş yaşındaki bir çocuk eve geldiğinde; “Arkadaşım bana vurdu.” “Öğretmenim bana kızdı.” “Bugün korktum.” “Ben bunu yapmak istemedim.” diyebilir. Ancak İki yaşındaki çocuk ise çoğu zaman bunu anlatamaz. Bazen anlatamadığını davranışıyla gösterir. Okula gitmek istemez. Kapıda ağlar. Daha hırçınlaşır. Uykusu değişir. Anneye veya babaya aşırı yapışmaya başlayabilir. Daha önce yapmadığı bazı davranışları göstermeye başlayabilir. Bunların her biri tek başına okulda kötü bir şey yaşandığının kanıtı değildir. Ama konuşarak kendisini koruyamayan bir çocuğun davranışlarını yetişkinlerin çok daha dikkatli okuması gerekir.
Bu nedenle 24–36 aylık çocukların bulunduğu kurumlarda yetişkin gözetimi, küçük grup düzeni, güvenli fiziksel ortam ve aileyle açık iletişim benim için vazgeçilmezdir.
Son söz olarak söylemek istediğim, iki yaş, üç yaşın küçüğü değildir. Çocuğumuz iki yaşına geldiğinde yürüdüğü, koştuğu, kendi istediğini göstermeye başladığı için bize artık büyümüş gibi gelebilir. Ama unutmayalım… O hâlâ yalnızca iki yaşındadır. Hâlâ bezli olabilir. Hâlâ konuşamıyor olabilir. Hâlâ yemeğini tek başına yiyemiyor olabilir. Hâlâ uyumak için sevdiği oyuncağına ihtiyaç duyabilir. Hâlâ annesinden ayrılırken ağlayabilir. Ve en önemlisi, okulda yaşadığı bir şeyi akşam eve geldiğinde size anlatamayabilir.
Bu yüzden 24–36 aylık çocuklar için okul seçerken binanın güzelliğinden, yabancı dil programından, gösterişli etkinliklerden ve sosyal medya paylaşımlarından önce çok daha temel bir soruyu sormamız gerekiyor. “Benim iki yaşındaki çocuğum burada gerçekten güvende, anlaşılmış ve yaşına uygun biçimde desteklenmiş olacak mı?” Çünkü mesele çocuğu bir an önce büyütmek değildir. Mesele, çocuğun büyümesine izin vermektir. Onu üç yaşındaki çocukların dünyasına yetiştirmeye çalışmak yerine, iki yaşındaki çocuğun dünyasına bizim girmemiz gerekir.
Çocuğu sisteme uydurmak değil, sistemi çocuğa göre düzenlemek zorundayız. Çünkü 24–36 ay bir geçiş dönemi ya da üç yaşa hazırlık sınıfı değildir.
Çocuğun kendi ritmiyle, güvenle, sevgiyle ve doğru yetişkin desteğiyle yaşaması gereken çok özel bir çocukluk dönemidir.
Sevgiyle kalın.
Funda MÜCAVİROĞLU
Çocuk Gelişimi




